ShareDeloitte ve Capital dergisi tarafından bu yıl ikincisi yapılan Yönetim Kurulu Araştırması, önemli sonuçları ortaya koyuyor. Ankete katılan 136 yönetim kurulu üyesi, kapsamlı sorulara yanıt veriyor. Anket genel olarak, yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurullarının etkililiğinden ve uygulamalarından memnun olduklarını, ancak gelişim için halen bir pay bulunduğunu düşündüklerini ortaya koyuyor. Katılımcıların çoğunluğu CEO?nun performansının etkili bir şekilde değerlendirildiğini ancak yönetim kurulunun, üyelerinin ve komitelerinin performanslarının değerlendirilme süreçlerinin daha az etkili olduğunu belirtiyor. Yönetim kurullarının yüzde 61?i şirket kültürünü yakından takip ettiğini vurguluyor. Yönetim kurullarının yüzde 61?i CEO dışındaki yönetim kadrosunu performans değerlendirme sürecine aldığını ifade ediyor.
Deloitte çalışmasına katılanların yüzde 78′i yönetim kurullarının her zaman genel müdüre yeterli hareket özgürlüğü verdiğini belirtiyor. Yüzde 75?i de, yönetim kurulu başkanının genel müdürü işinde en çok destekleyen kişi olduğunu ifade etmiştir. Yönetim kurullarının bağımsızlığı…
Shareİş yaşamının her alanında artan rekabet, kuruluşların başarısının ancak çalışanların başarısı ile mümkün olduğu gerçeğini ortaya çıkartmıştır. Çalışanların başarısı ise amaca yönelik olarak gösterdikleri performansın doğru değerlendirilmesine bağlıdır. Performans en çok doğru biçimde ölçüldüğü ve değerlendirildiği takdirde; ücretlendirme, kariyer planlama, çalışanların eğitimi, insan gücü planlama, takdir ve tanıma ve genel olarak insan kaynakları yönetimi konusunda etkin kararlar verebilecektir.
Performans değerlendirme sonuçlarından elde edilen bilgiler aşağıda belirtilen sorunların çözümünü kolaylaştırır:
İşe uygun personelin alınması,
Personelin deneme süresi içindeki performansının değerlendirilmesi,
Personelin kendisini değerlendirmesi,güçlü ve geliştirmeye açık yönlerini görebilmesi,
Personele yükselme ve başarı standartlarının gösterilmesi,
Üstün yetenekli personelin tanınması,
Performansa dayalı bir ücretlendirme yapabilmesi,
İnsan kaynaklarının eğitim ihtiyacının belirlenmesi, gelişim programlarnın düzenlenmesi,
Çalışanların kurumsal ve adil bir sistem içinde yönetilmesi,
Çalışanların kişisel…
ShareDaha önce “Yönetcinin El Kitabı” başlıklı makalemizin birinci ve ikinci kısımlarını yayınlamıştık. İlk kısmına buradan, ikinci kısmına buradan ulaşabilirsiniz.
Çalışanlarla İyi Geçinmek
Keyifli bir ofis her zaman üretken olur. Bu basit kuralları takip ederek herkesin daha neşeli olmasını sağlayabilirsiniz.
Çalışanları tatil ve izin günlerinde ofise çağırmayın, telefonla aramayın. Çalışanlarınızın kendilerine ait zamanlarını acil ve zorunlu olmayan işlerle doldurursanız size kızmalarını ve içerlemelerini garantilemiş olursunuz. Bir işin mutlaka hemen o gün yapılması gerekmiyorsa, izindeki ve tatildeki çalışanlarınızı rahat bırakın.
Adil olun. Belirli çalışanlara daha yakın durmak yargılarınızı etkileyebilir ve liderlik özelliklerini sekteye uğratabilir. Tüm çalışanlarınızı eşit ve aynı mesafede davranın.
Sezar’ın hakkı Sezar’a. Bir çalışanınıza ait bir fikri kendinizinmiş gibi göstermeyin, ilgiyi kendi üzerinize çekmeye çalışmayın. Bu hem çalışanların size içerlemesine neden olur hem de sizi…
ShareCEO?lar için en zor iş, gün be gün büyüyen şirkette yaratıcılığı da devam ettirmek. Çünkü süreç içinde işler daha zorlu bir hal alıyor, başa çıkılması gereken daha çok sorun ortaya çıkıyor. Bu yolda 5 kurala uymak ise bu sıkıntılı süreci tersine çevirebilir.
Birincisi, kapalı kapı politikanız olsun. 1990?ların popüler yönetim felsefesiydi açık kapı politikası izlemek, böylece çalışanlara ?erişilebilir yönetici?olunduğunu sergilemek. Ama yıl 2009 ve erişilebilir olunduğunu göstermek için ille de açık bir kapı olmasına gerek yok. Çünkü CEO ve çalışanları artık çok da fazla, en azından fiziksel olarak bir arada değiller. Bu nedenle erişilebilir olmak demek, kapıyı ardına kadar açık tutmak demek değil. İşte bu nedenle kapıyı kapalı tutmanın bir mahsuru yok.
İkincisi iş saatleri dışında gelen e-mail?leri takip etmek. İletişim hızının yüksekliği, her gelen e-mail?e gerekli yanıtı verebilme becerisi…
ShareBir organizasyonu ve bünyesindeki insanlara, amaçlı ve tutkulu olarak liderik etmek için liderlerin dört kritik alanda ustalaşmış olması gerekir:
Kişisel Hüküm: Kişisel hüküm, istediğiniz türden bir lider olma konusunda güvene sahip olmaktır. Bu yolda kişisel başarı kazanırsınız çünkü siz: Sahicisiniz, cesursunuz,tutkulusunuz,uyumlusunuz
Şirket Hükmü: Bir kurumun, mali sürdürülebilirliğinin kalbinde liderlerinin anlamlı iş kararları alması yatar. Kilit konumdaki hissedarlar “doğru” kararların alınması bakımından bu liderliğe güven duymak isterler. Mali başarı, zirveyi temsil eder: Ölçülür ve hissedarlara bildirilir.
İlişki Hükmü: Bu tamamen başkalarının sizin dediğinizi yapacağınızı bilmesi ile ilgilidir. Bu tür bir hüküm oluşturmak için yapmanız gerekenler: asmadan önce dinleyin,anlamak için içtenlikle dinleyin, paylaşma cesaretine sahip olun, davranışlarınızın ve bunların yarattığı algılamanın sorumluluğunu taşıyın
Teknik Hüküm: Teknik güce sahip olduğunuzda, hem guru konumuna taşınır hem de…
ShareŞimdiki gibi ekonomik düşüş dönemlerinde bile tüketicilerin çoğunluğu global ölçekte değerli saydıkları şey için daha fazla zaman ve para verdiğini söylüyor ve bunların yarısından çoğu da primli fiyatlara sahip olsalar bile anlam taşıyan markaları desteklemeye devam edeceğini söylüyor.
Ama sırf iyiliğin hatırına iyi yapmak yeterli değildir; herhangi hir pazarlama şeklinde olduğu gibi nedene bağlı pazarlama doğru yapılmalı ve iyi hayata geçirilmelidir. İyi nedene bağlı pazarlamayı garantileyen üç temel zorunluluk vardır:
Hedefini nedene inanmalıdır. Hangi nedenlerin müşterinin kalbine yakın ve sevimli geldiğini anlamakla işe başlayın. Eğer büyük, genel bir pazara ulaşmaya çalışıyorsanız, eğer hedefiniz küçük ve daha odaklı ise zaten o insanların en çok nelere değer verdiğim biliyor olmalısınız.
Markanız nedene uymak zorundadır. Eğer markanızın duruş amacıyla ona yatırdığınız anlam arasında organik bir bağ yoksa…
ShareMükemmel bir dünyada çalışanlar, size ve şirketinize daima güvenecektir. Tüm çabalarınıza rağmen güven kolaylıkla eriyebilir. Bu kötü haber. Ama iyi haber de şu ki güven tekrar düzeltilebilir. Güveni yeniden nasıl kurarsınız?
Açık iletişimde bulunun. Durum hakkında konuşun. Yaptığınız hataları, bunlardan ne öğrendiğinizi ve gelecekte ne yapacağınız açıklayın. Kötü haberleri paylaşmaktan ve hataları itiraf etmekten korkmayın. Aldığınız kararların ardındaki mantığı açıklayın ve çalışanları kararlarınız hakkında feedback ve veri vermeye teşvik edin.
Çalışanlardan gelen verilere göre değişiklik yapın. Çalışanları dinleyin ve iyi yönlerini hayata geçirin. Bazı yöneticiler, çalışan verisine göre davranmaktan çekinir., çünkü bütün fikirlerin kendilerinden geldiğini düşünmelerini istemez. İyi yöneticiler, tüm cevapların kendilerinde olmadığını bilenlerdir.
Çalışanların tüm beklentilerinizi anladığına emin olun. Çalışanların verimli olabilmesi için işlerinin ne olduğunu ve nasıl yapması gerektiğini bilmesi gereklidir.
Çalışanları hesap verebilir kılın. Eğer güveni zedeleycek bir…
Share1. Bir tartışmadan çıkabilecek en iyi sonuç o tartışmanın hiç olmamasıdır.
2. Diğer kişilerin fikirlerine saygı gösterin. Asla ?Yanılıyorsun,? demeyin.
3. Eğer yanılıyorsanız, bunu kabul etmekten çekinmeyin.
4. Konuşmaya dostça bir şekilde başlayın.
5. ?Evet?lerle karşınızdakini anladığınızı gösterin.
6. Diğer insanların daha fazla konuşmasına izin verin.
7. Karşınızdakinin fikrinin ona ait olduğunu hissetmesini sağlayın.
8. Olaya karşınızdaki kişinin gözlerinden bakmaya gerçekten çalışın.
9. Karşınızdaki kişinin düşünce ve isteklerine saygı olun.
10. Diğerlerinden daha yüce güdülere hitap edin.
11. Fikirlerinizi örnekleyerek açıklayın.
12. Meydan okumaktan kaçınmayın.
ShareDoğrudan pazarlama, yoğun posta gönderimleri, daha ucuz postalama malzemeleri ve kısmen de ilk bilgisayarların kullanımı sayesinde 1950′lerde oldukça yaygın biçimde benimsendi. Tüketiciler için posta ya da telefon yoluyla doğrudan pazarlama ilave bir katma değer yarattı;daha geçerli mesajlar,teklifler sundu ve bazı pazarlama adımlarını yok sayma özgürlüğü sağladı. Ama sektör insanların telefon numaralarını ve posta kutularını daha başlangıçta istismar etti. ‘Junk’ posta kavramının 1954′e kadar uzandığı konusunda şüpheniz olmasın.
İzinli pazarlama, pazarlama yaklaşımına dair ‘anlat ve sat’ geleneğine göre bariz bir gelişmeyi temsil etmekteydi. Ama tüketicilerin arzusunu ve motivasyonunu ateşledikçe işlerimizi daha zor hale getirdi.
Anlamlı pazarlama, müşterinin vazgeçmesinin panzehiridir; satın almadan bağımsız olarak insanların yaşamına değer ekler ki bu da karşılık olarak onlarla iş yapmanın ve sadakatlerini kazanmanın yolunu büyük ölçüde…