ShareYaz süresince üniversite öğrencileri için yapılan bir projede büyük keyif alarak eğitmen olarak çalıştım. Bu projede, aslında daha çok öğrenen taraf ben oldum.. Özellikle de, gençlerin neyi beğendiklerini anlamaya çalışmak, gelecekte hangi şirketlerin ayakta kalacağını ve değerlenmeyi sürdüreceklerini anlamak açısından çok önemliydi.
Dedim ya.. Onlar eğitim aldı ama ben onlardan daha çok öğrendim..
En dikkatimi çeken ise en beğendiğiniz markalar sorusuna verilen yanıttı. Böyle büyük bir oy birliği herhangi başka hiçbir konuda yaşanmaz. Apple ve Google kalplere taht kurmuş.
Fortune Dergisi tarafından her yıl düzenlenen dünyanın en beğenilen markaları ?The Most Admired Companies? araştırmasında Apple?ın birinci sırada, Google?ın ise dördüncü sırada yer almasına hiç şaşmamak gerek.
Apple, kullanıcısı ile duygusal bir bağ kurmayı, kullanıcı sadakatini artırmayı ve müşterisinin ihtiyaçlarına göre kendini yenilemeyi bilen bir marka. Ipod,…
ShareUlus markaları konusunda uzman, Simon Anholt?ın “Global Ulus-Marka Endeksi”nde Türkiye?nin 40 ülke arasında 34. sırada olduğunu üzülerek okumuştum.
Anholt, bu araştırmada insanların, ülkeler hakkındaki algılarını sorguluyor. O ülkenin kültürü, siyaseti, ticari, markaları, turizmi hatta sıradan insanları hakkında ne düşündüklerini araştırıyor.
Marka endeksinde tepesinde 20 trilyon dolar marka değeri ile ABD; Japonya 9 trilyon dolar ile ikinci sırada?
Türkiye’nin marka değeri ise yalnızca 306 milyar dolar.
Burada dikkat çeken önemli bir husus ise ülkelerin ekonomik performanslarıyla ulusal markaların direkt bir bağlantısı olmadığı.
Ancak, ulusal markaların değerlerini ülkelerin liderleri, ülkenin insanları birebir etkiliyor. Örneğin, Mandela Güney Afrika?nın şöhretini iyileştiriyor.. Amerika?nın marka değeri ile liderleri arasında da direkt bir ilişki var.
Bir ülke kendini ne kadar iyi tanıtırsa, ne kadar kendini anlatma fırsatı bulursa marka değerini de o…