Eksi puan verArtı puan ver
+45 puan
45 oy
Loading ... Loading ...

ShareŞimdiki gibi ekonomik düşüş dönemlerinde bile tüketicilerin çoğunluğu global ölçekte değerli saydıkları şey için daha fazla zaman ve para verdiğini söylüyor ve bunların yarısından çoğu da primli fiyatlara sahip olsalar bile anlam taşıyan markaları desteklemeye devam edeceğini söylüyor.
Ama sırf  iyiliğin hatırına iyi yapmak yeterli değildir; herhangi hir pazarlama şeklinde olduğu gibi nedene bağlı pazarlama doğru yapılmalı ve iyi hayata geçirilmelidir. İyi nedene bağlı pazarlamayı garantileyen üç temel zorunluluk vardır:

Hedefini nedene inanmalıdır. Hangi nedenlerin müşterinin kalbine yakın ve sevimli geldiğini anlamakla işe başlayın. Eğer büyük, genel bir pazara ulaşmaya çalışıyorsanız, eğer hedefiniz küçük ve daha odaklı ise zaten o insanların en çok nelere değer verdiğim biliyor olmalısınız.
Markanız nedene uymak zorundadır. Eğer markanızın duruş amacıyla ona yatırdığınız anlam arasında organik bir bağ yoksa…

Eksi puan verArtı puan ver
+88 puan
91 oy
Loading ... Loading ...

ShareBaşlıktaki deyiş bizden. Hani derler ya bir şeyi kırk kere söyleme olur diye. İşte size birazdan bahsedeceğim malzemede aynen bu atasözünü bana hatırlatıyor. Haberin geçtiği coğrafya, tangosuyla, Plaza de Mayo anneleri ile ünlü Arjantin. Ülkede konuşulan dil İspanyolca. Dil aynı dil ama Güney Amerika ile İspanya İspanyolcası arasında farklılıklar var. Ülkenin halkı uzun yıllardır içecek sektöründe yer alan Pepsi markasına da aşina ve seviyor. Gel gör ki halkın bu markayı telaffuzunda küçük bir fark var. Pepsi istenirken marka ağızlardan ?pecsi? diye çıkıyor. Durum yıllardır da böyle. Ver bir Pecsi, Pecsi aşağıya, Pecsi yukarıya.
Bu durumu değerlendiren markanın Arjantin ve dünya yöneticileri, madem ki halk böyle söylüyor o zaman biz de markamızı değiştiririz diyorlar. Ve neticede büyük bir kampanya ile kırk yıllık…

Eksi puan verArtı puan ver
+25 puan
26 oy
Loading ... Loading ...

ShareMarkalar için İngilizce?de  ?asset? olarak adlandırılan,  Türkçe?de ise belki ?varlık?  olarak tanımlayabileceğimiz değerlerden bahsediyoruz. Tabi bu değerlerden bahsederken,  markaların gayrimenkul varlıklarından  veya banka hesaplarındaki mevduatlarından bahsediyor değiliz. Somut olarak değerlemesi çok daha zor olan marka varlıklarından bahsediyoruz ve bu marka varlıkları markanın pazarlamasını yapan  ekipler tarafından çok uzun soluklu  emekler ve yatırımlar sonucunda yaratılıyor. Örneğin Coca-Cola markası için bugün futbol platformunda ?milli takım  sponsorluğu?, ?kulüp sponsorlukları?,  ?grassroots-altyapı programları? ve ?futsal-salon futbolu? gibi faaliyetleri; müzik alanında ?Rock?n Coke Festivali?ni, Fanta?nın  ?Fanta Gençlik Festivali?ni bu markaların  önemli değerleri olarak gösterebiliriz.
Rock?n Coke beşinci yılını geride bırakmış bir festival ve Avrupa?nın hatırı sayılır, önemli festivallerinden biri haline  gelmiş durumda. Gerek festivalde performans sergileyen yabancı ve yerli sanatçı  kadrosu, gerek festival alanında yaratılan  ortam, bugün bu…

Eksi puan verArtı puan ver
+42 puan
46 oy
Loading ... Loading ...

ShareDeğerli okurlar… Bu yazıda ?marka? ile ilgili birşeyler yazmaya ve bunu yaparken de çok teorik olmamaya karar verdim. Mümkün olduğunca da iş hayatında geçirdiğim 12 senenin bana hissettirdiklerini aktarmanın doğru olacağını düşündüm.
Neydi bu ?marka? dedikleri? Kolay olunuyor muydu? Marka olmak için nasıl bir süreç izlenmeliydi? Bu soruların karşılıklarını birçok yerde bulmanız mümkün. Ben bulabileceğiniz teorik açıklamalar yerine hepimizin çok yakından tanıdığı kendimizi kullanıp bu sorulara cevap bulmaya çalışacağım.
Markayı yaratan değerler gibi bizleri de yaratan değerler sözkonusu. Örneğin, kendinizi ele alın. Güvenilir olmanız, katıldığınız ortamlara değer katmanız, inançlarınız, çevreye olan duyarlılığınız, çalışkanlığınız gibi birçok değer sizi tanıyanların gözünde sizi marka yapan değerler. Yani sizi Bülent, Emrah, Aslı, Banu, Emre, Zeynep yapan değerler.
Düşünsenize yukarıda saydığımız değerlere sahip bir bireyin marka değerini. Herkes…

Eksi puan verArtı puan ver
+37 puan
38 oy
Loading ... Loading ...

ShareUlus markaları konusunda uzman, Simon Anholt?ın “Global Ulus-Marka Endeksi”nde Türkiye?nin 40 ülke arasında 34. sırada olduğunu üzülerek okumuştum.
Anholt, bu araştırmada insanların, ülkeler hakkındaki algılarını sorguluyor. O ülkenin kültürü, siyaseti, ticari, markaları, turizmi hatta sıradan insanları hakkında ne düşündüklerini araştırıyor.
Marka endeksinde tepesinde 20 trilyon dolar marka değeri ile ABD; Japonya 9 trilyon dolar ile ikinci sırada?
Türkiye’nin marka değeri ise yalnızca 306 milyar dolar.
Burada dikkat çeken önemli bir husus ise ülkelerin ekonomik performanslarıyla ulusal markaların direkt bir bağlantısı olmadığı.
Ancak, ulusal markaların değerlerini ülkelerin liderleri, ülkenin insanları birebir etkiliyor. Örneğin, Mandela Güney Afrika?nın şöhretini iyileştiriyor.. Amerika?nın marka değeri ile liderleri arasında da direkt bir ilişki var.
Bir ülke kendini ne kadar iyi tanıtırsa, ne kadar kendini anlatma fırsatı bulursa marka değerini de o…

Eksi puan verArtı puan ver
+3 puan
5 oy
Loading ... Loading ...

ShareKonular:

Benim Değerli Müşterim (CRM’e Giriş)
Innovatif CRM ve Uygulamaları
Kurum İçerisinde Müşteri Değeri Ölçümleme ve Etkin Risk Planlaması
Müşteri Gözünde Marka Olmak ve Marka Kalmak
CRM’e Başlamaya Hazır Olmak yada Varsaymak
Müşteri Sadakati için 12 Etkin Yol
Bir Müşteri Kaybetmenin Garantili Klavuzu
Müşteri Memnuniyetine Giden En Kestirme Yol : İç Müşteri CRM’i
Spor Klüpleri için Taraftar Stratejisi
Hasta Sadakati vs Doktor-Hasta İletişimi
Hastane’lerde Yeni Dönem: Hasta Strateji Yönetimi
Etkin Müşteri Deneyim Yönetimi
Veri Madenciliği Analistelere Karşı

Özgeçmiş:
Hayatımda 3 şeyden vazgeçmek istemem: oğlumdan, sağlığımdan ve birikimi paylaşmanın verdiği keyiften.

1966 Yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Şanslı bir çocuktum, yüksek öğrenim görmüş sevecen ve bilinçli bir aileye sahiptim. Bir insanın yetişmesinde en kritik döneme denk gelen 0-6 yaş arası çocukluğum, bence İstanbul’un engüzel…

Eksi puan verArtı puan ver
+1 puan
2 oy
Loading ... Loading ...

ShareKonular:

* Medya ile ilişki değil iletişim kurmak
* Dikkat! Her çalışan markayı temsil ediyor: CEO’dan şöföre iletişimi doğru yönetmek
* İtibarı yaratmak ve korumak
* Herkes “benim markamı al” derken kalabalıktan sıyrılmak
* Sıfırdan marka yaratmak
* Herşeyin başı doğru konumlandırma ve segmentasyon
* Doğru algıyı yaratmak ve korumak
* Sanal dünyada PR ve medya ilişkileri
* Pazarlama ve iletişimde ilişki yönetimi (networking)
Özgeçmiş:
Marmara Üniversitesi’nde Lisans ve Yüksek Lisans Eğitimini tamamlayan Aret Vartanyan, Oxford Üniversitesi ve PR School of London’da İletişim Bilimleri programlarına katılarak çocuk yaşta karar verdiği “iletişimci” olma hayalinin eğitim ayağını tamamladı. Güzel Sanatlar Bates reklam ajansında reklam yazarı olarak kariyerine başlayan Vartanyan, ardından Alesta Reklamcılık’ta Kreatif Direktör olarak reklamcılık sektöründe birçok başarılı çalışmaya imza attı.
1999 yılında…

Eksi puan verArtı puan ver
0 puan
1 oy
Loading ... Loading ...

ShareMerhaba,

Dünya son 6 aydır Global bir krizi yaşıyor. Türk ekonomisi de bu krizden ilk çeyrek itibariyle teğet geçmesine rağmen maalesef payını aldı. 2001 yılında yaşadığımız ekonomik krizden deneyimli olan Türkiye piyasası kelimenin tam anlamıyla bu defa ?yoğurdu üfleyerek yemeye? başladı. Markalardan ardı ardına ciddi ekonomik tedbirler gelmeye başladı. Bugün görüyoruz ki tasarruf paketleri dahilinde markaların ilk vazgeçtikleri eğitimler, saha etkinlikleri, sponsorluklar ve kitlesel iletişim faaliyetleri oldu.Yatırımlar başka bahara ertelendi.
Ancak bazı markaların tasarruf tedbirleri içerisine almadıkları bir kalem var ki bizlere bu markaların gerçekten 2001 yılından birşeyler öğrendiğini, ciddi dersler edindiğini gösteriyor. Bu markalar 2008?deki kalan bütçelerinin neredeyse tamamını ve 2009 bütçelerinde büyük bir kısmını müşteri ile doğrudan temas yaratan, müşteriye dokunan ve onlara bu dönemde ihtiyaçları olan ?güveni? sunan Doğrudan Pazarlama Aktivitelerine…

Eksi puan verArtı puan ver
0 puan
1 oy
Loading ... Loading ...

Share

Konular:

*Pazarlamanın Temel Taşları
*Üründen Markaya Giden Yol
*Kurumsal İletim mi, Kurumsal İletişim mi?
*Bütünleşik Pazarlama Araçları ve 360 Derece Pazarlama
*Kriz Dönemlerinde Pazarlama Tüyoları
*Marka İletişimi, Gelişimi ve Yönetimi
*Tanzim mi? Teşhir mi? Marka Elçiliği mi?
*Veri’den Yöngörü’ye Yolculuk

Özgeçmiş

Marmara Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 1995-1998 yılları arasındaİFR’de (İstisnai Filmler ve Reklamlar) Yapımcı olarak çalıştı ve TEFAL – Sen Her şeyi Düşünürsün ve LUNA- A La Luna, YAYLA – Evin Neşesi gibi TV programları, pek çok reklam filmi ve yabancı belgeselin yapımında görev aldı.
1998-2000 döneminde ETİ Pazarlama AŞ’de Ürün Müdürü olarak profesyonel hayata devam eden Akşit, çocuk ve gençlik segmentini kapsayan 35 markadan sorumlu olarak çalıştı ve 2 yılda 10 lansman yaptı. Sorumlulukları arasında müşteri kampanyaları…