ShareDaha önce “Yönetcinin El Kitabı” başlıklı makalemizin birinci ve ikinci kısımlarını yayınlamıştık. İlk kısmına buradan, ikinci kısmına buradan ulaşabilirsiniz.
Çalışanlarla İyi Geçinmek
Keyifli bir ofis her zaman üretken olur. Bu basit kuralları takip ederek herkesin daha neşeli olmasını sağlayabilirsiniz.
Çalışanları tatil ve izin günlerinde ofise çağırmayın, telefonla aramayın. Çalışanlarınızın kendilerine ait zamanlarını acil ve zorunlu olmayan işlerle doldurursanız size kızmalarını ve içerlemelerini garantilemiş olursunuz. Bir işin mutlaka hemen o gün yapılması gerekmiyorsa, izindeki ve tatildeki çalışanlarınızı rahat bırakın.
Adil olun. Belirli çalışanlara daha yakın durmak yargılarınızı etkileyebilir ve liderlik özelliklerini sekteye uğratabilir. Tüm çalışanlarınızı eşit ve aynı mesafede davranın.
Sezar’ın hakkı Sezar’a. Bir çalışanınıza ait bir fikri kendinizinmiş gibi göstermeyin, ilgiyi kendi üzerinize çekmeye çalışmayın. Bu hem çalışanların size içerlemesine neden olur hem de sizi…
ShareTeslim Tarihlerine Yetişebilmek
Takımınız bir projeyi yetiştirebilmek için son dakikada koşturmaya başlarsa kimse mutlu olmaz. Teslim tarihlerini daha az stresli hale getirmek için bu yönergeleri izleyin.
Gerçekten teslim edebileceklerinizin sözünü verin. Yetiştiremeyeceğinizi bildiğiniz bir tarihe teslim koymayın. Sadece ve sadece yapabileceğinizi bilerek teslim tarihi verirseniz, zamanında bitirebilmeyi garantilemiş olursunuz.
Belirgin hedefler koyun. Ne başarmanız gerektiğini bilirseniz, ne zaman ve nasıl yapacağınızı da belirlemek faydalıdır. Hedeflerinizi yazılı hale getirin ve takımdaki herkesin haberdar olmasını sağlayın.
Takımı organize edin. Çalışanlarınızın çoğunun onları belirli projeler için önemli kılacak ve kendilerine has güçlü yanları ya da eğitimli oldukları konular vardır. İşi ehline vermelisiniz.
Görevlendirin. İşleri, kimseye aşırı yük yüklemeyen ve aynı zamanda projenin düzgün yürümesine olanak verecek şekilde paylaştırın.
Aşamalar oluşturun. Hem kendiniz hem de takım üyeleriniz için…
ShareCEO?lar için en zor iş, gün be gün büyüyen şirkette yaratıcılığı da devam ettirmek. Çünkü süreç içinde işler daha zorlu bir hal alıyor, başa çıkılması gereken daha çok sorun ortaya çıkıyor. Bu yolda 5 kurala uymak ise bu sıkıntılı süreci tersine çevirebilir.
Birincisi, kapalı kapı politikanız olsun. 1990?ların popüler yönetim felsefesiydi açık kapı politikası izlemek, böylece çalışanlara ?erişilebilir yönetici?olunduğunu sergilemek. Ama yıl 2009 ve erişilebilir olunduğunu göstermek için ille de açık bir kapı olmasına gerek yok. Çünkü CEO ve çalışanları artık çok da fazla, en azından fiziksel olarak bir arada değiller. Bu nedenle erişilebilir olmak demek, kapıyı ardına kadar açık tutmak demek değil. İşte bu nedenle kapıyı kapalı tutmanın bir mahsuru yok.
İkincisi iş saatleri dışında gelen e-mail?leri takip etmek. İletişim hızının yüksekliği, her gelen e-mail?e gerekli yanıtı verebilme becerisi…
ShareRoman okur musunuz ? Roman okumanın ?iyi yönetici? olmaya katkısı var mıdır acaba? Ya da daha genişletelim sorumuzu: Roman okumanın ?kariyeri geliştirici? etkisi olabilir mi? Bu soruya cevaben, bazı insanların aceleyle ?kel alaka şimdi ? ? diyebildiklerini duyar gibiyim. Tabi, buradaki ?roman okumayı?, iş ? özel hayat dengesi yolunda kullanılan bir alet anlamında kullanmıyorum. Romanın konusu uzamındaki ve bütünlüğü içindeki çeşitli metinlerin, ayrıştırılarak, bağımsızlaştırılarak, iş hayatına aktarılması ve bu yolla ne gibi dersler çıkartılabileceğinden bahsediyorum.
Gerçekten de, roman okurken, yapıcı olarak düşünebilirsek, iş dünyasına oturtabileceğimiz, kendi gerçekliğimizle dahi hemen ilişki kurabileceğimiz paragraflar bulmak mümkün. Burada, romanın konusu, kim tarafından yazıldığı veya buna benzer etkenler hiç önemli değil. İster aşk romanı, ister tarih, ister macera romanı, ister güldürü olsun, hepsinin içinde, iş…