Tam da yeni yazımı yazmak üzere hazırdım. İlk olarak size giyilebilir mobil telefonlardan bahsedecektim. İş ortağım odama girdi ve bana ?camdan bak? dedi. Bir teknoloji perakendecisi yeni promosyonunu duyurmak için develerin üzerine ilanlar koymuş İstanbul?un en işlek caddelerinden birinde dolaştırıyor. Tabi ben de laf bitti. Şimdi nasıl olacak da mobil telefon, projektör, gelişmiş bir arama motoru vs içeren bu cihazı anlatabileceğim! Denemekte fayda var. Bu harika cihaz ile klavye derdiniz yok. Yazı yazmak gerektiğinde (sms, e-posta veya metin) projektör istediğiniz yere klavyeyi yansıtıyor ve bir bilgisayar klavyesinde yazar gibi süratle ve kolaylıkla yazıyorsunuz, birisi ile mi tanıştınız mobil cihazınız hemen elini sıktığınız kişi ile google?da aramalar yapıyor ve yansıtıyor. Yani bu tanıştığınız kişi perde niyetine kullanıldığından haberdar değil. Evinizde tükettiğiniz ürünleri cihazın barkod okuyucusundan geçirdiğinizde alışveriş listenizi hazırlıyor. Süper markette raflar arasında dolaşırken mobil cihazınız size ürünlere dokunmadan kapsamlı bilgi (içerik, gıda, beslenme değerleri, internet araştırma sonuçları) verebiliyor. Özetle yeni mobil telefonlar hayatın her alanında. Hep merak ediyorum acaba cep telefonu kullanıcılarının ne kadarı hala sadece telefonu sesli iletişim için kullanıyorlar. Bu sabah bir e-posta mesajında 2015 yılında saniyede bir trilyon bit data indirme hızına sahip internet bağlantımız olacağını söylüyordu. Acaba bu internet hızı ile kendimizi de önce bir yerlere yükleyip sonra gitmek istediğimiz yere indirebilir miyiz? İnsan yeterince yaşarsa hiçbir şeye şaşırmazmış. Bunun için insan ömrünün 200 yıla çıkacağı tahminlerine inanıyorum ben. Ne kadar sürede ne olur bilemiyorum ancak her şey olabilir. Bundan 20 yıl önce Amerika?da yıllık gıda harcaması 614 milyar dolar iken teknoloji harcamaları 2 milyar dolarmış. Bu yıl gıda ve teknoloji harcamalarının eşit olmasına ne demeli.!
Bir süredir benzer alanda iş yapan tüm tanıdıklara sesli kitap işine girilmeli diyordum. Son dönemlerde seyahatlerim esnasında özellikle de havalimanı mağazalarında o kadar çok sesli kitap satıldığını gördüm ki. En çok da bir kullanımlık sesli şehir rehberlerinden çok satılıyor. Etrafımdakilerle konuşunca da çok kişinin özellikle Amerika merkezli web sitelerinden satın aldıkları sesli kitapları alıp mp3 çalarlarına indirdikleri ve hatta bazılarının bu servislere abone olup düzenli olarak kitap dinlediklerini öğrendim. Biraz araştırdım Türkiye?de daha çok görme özürlüler için bu tip çözümler olduğunu bunun dışında vasat sayılabilecek örnekler olduğunu gördüm. İngilizce bilmeyene sesli Türkçe kitap yok desek yeridir. Ardından kitap okuma keyfime teknoloji katacağım ya, e-kitap diye bir kavram duydum. Ve hatta Bahçeşehir Üniversitesi tarafından bir e-kitap cihazı geliştirildiğini bile öğrendim. Tabi insanın aklına ilk önce acaba piyasaya yeni çıkan Türkçe kitapların elektronik versiyonu var mıdır sorusu geliyor. Benim kadar mobil yaşıyorsanız ve aynı anda farklı birkaç kitap okuyorsanız, kitap taşıma yükünün ne olduğu bilirsiniz. Ancak yeni kitapların özellikle de Türk yazarların e-kitap versiyonları neredeyse yok gibi. Bizim gibi teknolojiye bu kadar yakın ve hatta bazı teknolojik ürünleri dünyadan daha hızlı kabul etmiş bir toplum neden bu iki konuda adım atmaz? Acaba dünya tersine mi dönüyor? Bugüne kadar üretici, tasarımcı ve tedarikçi tüketiciye sürekli yeni ürün sunup talep yaratma peşinde iken acaba şimdi arz dünyası tüketici talebini mi takip ediyor. Yani tüketici arz edenin önüne mi geçti? Oysa yapan yapıyor. Bakın Sinema Kurdu, İdo, Sketch Pad, Wattpad, İş cep, Mekanİst, Yapı Kredi iphone için harika aplikasyonlar geliştirmişler. Eminim bunlara benzer başkalarının ilgi alanına yönelik yüzlercesi daha var. Geçtiğimiz günlerde bir milyarıncı Apple aplikasyonu indirildi. Harekete geçmeli.
Bu arada kendisini, projelerini ve ürünlerini tanıtmak için e-posta gönderen ve iletişime geçen okuyuculara teşekkürler.
Murat Şahin”i şirketinizde konuşmacı olarak görmek için iletişim formumuzu doldurabilirsiniz.