Eksi puan verArtı puan ver
+46 puan
46 oy
Loading ... Loading ...

Share
Anlamlı pazarlamacılar asla zorlamaz. Olası müşterilerin toplam hayatında henüz karşılanmamış ihtiyaçlarını dürten ve onları çeken bir pazarlama tarzı yaratır.
Anlamlı pazarlamacılar, dört temel ihtiyacın önemli bölümünün halen olmakta olduğumuz ürün ve hizmetler tarafından zaten karşılandığını bilir. ama bu, o temel ürünleri pazarlayanların anlamlı pazarlama yaratamayacağı anlamına gelmez. Eğer bir mal satıyorsanız, anlamı ürününüzü aşan, yaratıcı pazarlama yaratma ihtiyacınız ve fırsatlarınız sınırsızdır.
Pazarlamacıların bizzat kendileri tüketicilerin hayatlarını geliştirmeli ve satmayı amaçladığı ürün ya da hizmetten bağımsız olarak, insan onu satın alsa da almasa da içsel bir değer içeren bir işi tamamlamalıdır.
Daha fazla anlam = daha fazla para. (Denklemin uzun hali şöyledir: Daha fazla anlam = daha fazla sadakat = daha yüksek fiyatlar = artan şatışlar, ama net sonuçlar aynıdır.)

Eksi puan verArtı puan ver
+58 puan
61 oy
Loading ... Loading ...

ShareBüyük olmasıdır. Yok yok, DEVASA olmasıdır. Sıradan büyük artık yeterince iyi değil.
İnsanların kaçırmayı göze alamayacağı büyüklükte etkinlikler, debdebeli açılışlar, ulusal boyutta etkinlikler. Bunlar işe yarar (eğer yeterince büyükseler).
Büyük etkinlikler, eğer gerçekten büyükseler, olayların akışını değiştirir ve farklı türde bir ihtimam ve hazırlık gerektirirler. Eğer ortak bir hedef, önceden belirlenmiş bir tamamlanma tarihi ve bir dinleyici ya da izleyici topluluğu varsa, eğilimlere odaklanabilir, duygusal işgücünü doğru yerlere harcayabilir ve asla başaramayacağımızı düşündüğümüz şeyler yapabiliriz.
İnsanoğlu aciliyete ve heyecana iyi yanıt verir. Eğer bir topluluğa (ya da insan kalabalığına) ayak uydurmuşsak başkalarının yaptığı şeyleri yapmayı severiz ve toplum baskısını gözardı edebiliriz.
Asıl zorluk etkinliği kurumsallaştırma ve normal kabul etme noktasında ortaya çıkar.
Eğer bir etkinlik düzenliyorsanız, büyük bir etkinlik hazırlamanızda fayda var. Hâttâ daha…

Eksi puan verArtı puan ver
+87 puan
91 oy
Loading ... Loading ...

ShareOy kullanma süreci birazdan başlıyor ve sandıklar açılmaya başlamadan ağzını açmayan ustalar aksine fikirlerime hemen yer vermek istedim. Dünya tarihinde en çok konuşulan seçimin bu olduğu aşikar, ve ben de politik görüşü ya da milliyeti ne olursa olsun her pazarlamacının bu seçimlerden çıkarabileceği dersler olduğunu düşünüyorum.
Görünüşe göre pazarlamacılığı öğrenmenin bir yolu onu analiz etmekten geçiyor (diğer yolu da yapmaktan). Yine de insanlar üç kullanışlı ama duygusal pazarlama örneğini, politikayı, dinleri ve kendi organizasyonlarını analiz etmekten nefret ederler. En basitiyle başlayalım.
Bu uzun bir yazı. O yüzden yazıyı pas geçip oy kullanmaya giderseniz alınmam.
İşte başlıyoruz:
Hikaye gerçekten önemli. Bir milyar dolardan fazla para harcandı, ortada çok farklı özellikleri olan iki ‘ürün’ var; yine de insanlar geriye seçime baktıklarında belirli şeyleri…

19 Şubat 2010 |
Yazar: admin
Eksi puan verArtı puan ver
+47 puan
47 oy
Loading ... Loading ...

ShareKeynote Speakers Agency konuşmacısı Levent Soygür’ün ilk deneme kitabı Biraz Hikaye Biraz Şiir Goa Yayınları tarafından yayımlandı. Ortak duyguların farklı ifadelerinin okurla paylaşıldığı kitapta onyedi kısa hikaye ve yirmidört şiir yer alıyor.
Aslında o bir pazarlama profesyoneli… Gördüklerinden sonra hayal ettiklerini, yaşadıklarından sonra hissettiklerini kağıda döken Levent Soygür, hayallerimizi ve hissettiklerimizi, kapalı kaldıkları not defterlerinden çıkartarak okuyucusuyla paylaşıyor.
“Belki sen de benzer şeyler yaşadın. Bir yerlere bir şeyler karaladın. Okuldaki defterinin satırlarına, toplantıda önündeki kâğıtların alt köşesine, okuduğun bir kitabın kenarına, özel olarak aldığın defterin boş sayfalarına…”
Levent Soygür, kendi hayalleri ve hissettiklerini hepimizin hayatında var olan duygularla harmanlayarak , okuyucusu için özel bir dünyanın kapılarını aralıyor.
LEVENT SOYGÜR
16 Haziran 1972’de Ankara’da doğdum. Çocukluğunu sokakta yaşayabilen şanslı insanlardan biriydim. Duvarın üzerine…

Eksi puan verArtı puan ver
+35 puan
36 oy
Loading ... Loading ...

ShareÖğrencilik hayatını bir yerde noktalayıp çalışma hayatına doğru yol alırken, genellikle acil ihtiyaçlarımızdan yola çıkarak ya da elimizde bulunan imkanları değerlendirerek kariyer yolculuğumuzda ilk adımlarımızı atıyoruz. Bazen işsizlik süresi çok uzamasın diye, bazen daha fazla iş görüşmesine gitmek istemediğimiz için, bazen ailemizden para almayı bir an önce bırakmak için, bazen arkadaşlarımızın hepsi bir yerlere yerleşti diye, bazen sırf bize sunulan hazır bir iş olduğu için, bazen de bambaşka nedenlerle çok da fazla sorgulamadan ilk bulduğumuz işlere yerleşiveriyoruz. Kafamızın bir yerinde de “olmazsa değiştiririm” düşüncesi ile birlikte… Küçük bir grup bu şekilde başladığı iş hayatından mutluluğu ve tüm beklediklerini yakalıyor. Büyük bir grup ise “yanılmışım” duygusuyla farklı arayışlara yöneliyor.
Bazılarımız hakikaten de hemen değiştiriyoruz memnun olmadığımız işlerimizi, bazılarımız ise bu konuda çok da hızlı…

1 Şubat 2010 |
Yazar: admin
Eksi puan verArtı puan ver
+69 puan
74 oy
Loading ... Loading ...

ShareÖzellikle okul sonrası ilk iş tecrübeleri, hayatınızın kalan kısmında ne yapacağınız ve nerede olacağınızla birebir ilintilidir. Türkiye’de ki işletmelerin yüzde 99.8′ini KOBİ’lerin oluşturduğu göz önüne alınırsa, ilk girdiğiniz işyerlerinin şirket sahibi tarafından yönetilen bu küçük ya da orta boy işletme olması da çok olası. Burada edineceğiniz iş yaşamı kültürü, geleceğinizide önemli ölçüde şekillendirecektir. Bu nedenle, evet denemeden göremeyeceksiniz belki, ama patronunuzu doğru seçin. Patronunuz size aşağıdaki kriterde sorun çıkarıyorsa, yol yakınken dönmenizi tavsiye ederim.
DUYGUSALLIK ve PROFESYONELLİK
Bazı patronlar duygusaldır. Bunlar karar ve yargılarını duygularına göre verdikleri için iş hayatında olması gereken küsme, kafayı takma, kinlenme gibi geçici olması gereken duyguları uzatırlar ve yoğunlaştırırlar. Böyle patronlara denk gelirseniz, parayı ve kariyeri düşünmeden ayrılın. Taviz  vermeyen bir yapınız varsa,önünüz şimdi olmasa bile…

Eksi puan verArtı puan ver
+3 puan
3 oy
Loading ... Loading ...

ShareDuygularınızı yönetmeyi öğrenmek aslında yüksek bir farkındalık ve yüksek bir duygusal zeka sayesinde olmaktadır.Yüksek bir duygusal zekaya sahip değilseniz üzülmeyin, tüm zekalarınızı geliştirmenin yolları vardır.  Buradaki basit gözüken ve basit olan ama hayat değiştiren yöntemleri kullanırsanız duygusal zekanız hızla yükselecektir.
Duygusal zekanızın yükselmesi için öncelikle duygular, duyguları nasıl algıladığınız ve onları nasıl yorumladığınız ile ilgili bilgilere gelince:
Duygular hayatın ateşleyicisidir denir. Duygular bize yaşadığımız hissettirir.  Ve hayatın en büyük ödüllerindendir.
Duygular aslında evrenin dilidir ve size yol gösteren içsel bir pusuladır. Evet duygular aslında her birimizin içinde olan bir yönlendirme sistemidir.  Düşüncelerimizi her zaman görebilmemiz mümkün değildir.  Hele bilinçltında dönen düşünleri anlayabilmek çok zordur.  Duygular bize zihnimizden geçen düşüncelerin, bilinçli ya da bilinçsiz ne yönde olduğunu işaret ederler.
Temelde iki tip duygu vardır: İyi…

Eksi puan verArtı puan ver
+37 puan
43 oy
Loading ... Loading ...

ShareDoğduğumuz anı, şehri, mekanı, ailemizi, cinsiyetimizi seçemiyoruz ama bir kez dünyaya geldikten sonra hayatın farklı anlarında bir çok farklı seçim yapmak durumunda kalıyoruz. Bebeklik döneminde ? kendimizin farkında olmadığımız dönemde- bile yaptığımız seçimlerimiz var; farklı farklı yöntemlerle uyuyoruz, farklı şekilde besleniyoruz, farklı konularda huysuzluklarımız oluyor, farklı hastalanıyoruz, farklı dönemlerde gelişimimizi tamamlıyoruz, farklı beceriler gösteriyoruz? Yaşımız büyüdükçe de farklılaştığımız alanlar çeşitleniyor. Alışkanlıklarımız, mesleklerimiz, dekorasyon zevkimiz, damak tadımız, tatil keyfimiz, zaman kullanımımız, hayattan beklentilerimiz çeşit çeşit? Dünyadaki tüm insanların parmak izlerinin birbirinden farklı olması gibi hayattaki bilinçli ya da bilinçdışı seçimlerimiz de birbirimizden farklı. Bilinçdışı seçimlere pek dokunamasak da mesele bilinçli yaptığımız seçimlerle mutlu olabilmek de?
Kendimizin bilincinde olmaya başladığımız ilk andan itibaren ? herhalde 11/12 yaşlarımıza denk düşüyor ? önce eğitim hayatımızla ilgili,…

Eksi puan verArtı puan ver
+2 puan
3 oy
Loading ... Loading ...

ShareDuygusal ve Sosyal Zeka eğitim ve seminerlerimin tanışma aşamasında katılımcılardan ?duygu durumlarını? sorarım. Duygu durumlarını 100 üzerinden değerlendirmelerini ve nedenlerini paylaşmalarını isterim. Bunu uygulamaktaki amacım hem güne, eğitime ısınma, hem de kişilerin dönüp duygularına bakmaları ve duyguları hakkında konuşmalarıdır. Bu konuşmalar esnasında gördüğüm önemli etkiler şunlar; hava durumu, trafik şartları, aile ile ilgili gelişmeler, işle ilgili beklentiler, ilişkilerdeki olumlu ya da olumsuz gelişmeler, ülkenin ekonomik durumu… vs. Kişilerin duygu durumlarını etkilemektedir. Bu etkiler kişiden kişiye de farklılık göstermektedir. Duygu durumumuz iş ve özel hayatımızda düşündüklerimiz, davranışlarımız, söylediklerimiz ve performansımız üzerinde etkisi vardır.
Bu konuda www.yenibiris.com tarafından yapılan mini anket sonuçlarına göz atalım.
Sabah işe hangi ruh haliyle geliyorsunuz? (Katılımcı Sayısı: 11.236
Çok şükür bir işim var en azından, diyerek % 28.6
Allah kahretsin, diye ayaklarım geri…

Eksi puan verArtı puan ver
+88 puan
91 oy
Loading ... Loading ...

ShareBaşlıktaki deyiş bizden. Hani derler ya bir şeyi kırk kere söyleme olur diye. İşte size birazdan bahsedeceğim malzemede aynen bu atasözünü bana hatırlatıyor. Haberin geçtiği coğrafya, tangosuyla, Plaza de Mayo anneleri ile ünlü Arjantin. Ülkede konuşulan dil İspanyolca. Dil aynı dil ama Güney Amerika ile İspanya İspanyolcası arasında farklılıklar var. Ülkenin halkı uzun yıllardır içecek sektöründe yer alan Pepsi markasına da aşina ve seviyor. Gel gör ki halkın bu markayı telaffuzunda küçük bir fark var. Pepsi istenirken marka ağızlardan ?pecsi? diye çıkıyor. Durum yıllardır da böyle. Ver bir Pecsi, Pecsi aşağıya, Pecsi yukarıya.
Bu durumu değerlendiren markanın Arjantin ve dünya yöneticileri, madem ki halk böyle söylüyor o zaman biz de markamızı değiştiririz diyorlar. Ve neticede büyük bir kampanya ile kırk yıllık…