Eksi puan verArtı puan ver
+25 puan
26 oy
Loading ... Loading ...

ShareMarkalar için İngilizce?de  ?asset? olarak adlandırılan,  Türkçe?de ise belki ?varlık?  olarak tanımlayabileceğimiz değerlerden bahsediyoruz. Tabi bu değerlerden bahsederken,  markaların gayrimenkul varlıklarından  veya banka hesaplarındaki mevduatlarından bahsediyor değiliz. Somut olarak değerlemesi çok daha zor olan marka varlıklarından bahsediyoruz ve bu marka varlıkları markanın pazarlamasını yapan  ekipler tarafından çok uzun soluklu  emekler ve yatırımlar sonucunda yaratılıyor. Örneğin Coca-Cola markası için bugün futbol platformunda ?milli takım  sponsorluğu?, ?kulüp sponsorlukları?,  ?grassroots-altyapı programları? ve ?futsal-salon futbolu? gibi faaliyetleri; müzik alanında ?Rock?n Coke Festivali?ni, Fanta?nın  ?Fanta Gençlik Festivali?ni bu markaların  önemli değerleri olarak gösterebiliriz.
Rock?n Coke beşinci yılını geride bırakmış bir festival ve Avrupa?nın hatırı sayılır, önemli festivallerinden biri haline  gelmiş durumda. Gerek festivalde performans sergileyen yabancı ve yerli sanatçı  kadrosu, gerek festival alanında yaratılan  ortam, bugün bu…

Eksi puan verArtı puan ver
+42 puan
46 oy
Loading ... Loading ...

ShareDeğerli okurlar… Bu yazıda ?marka? ile ilgili birşeyler yazmaya ve bunu yaparken de çok teorik olmamaya karar verdim. Mümkün olduğunca da iş hayatında geçirdiğim 12 senenin bana hissettirdiklerini aktarmanın doğru olacağını düşündüm.
Neydi bu ?marka? dedikleri? Kolay olunuyor muydu? Marka olmak için nasıl bir süreç izlenmeliydi? Bu soruların karşılıklarını birçok yerde bulmanız mümkün. Ben bulabileceğiniz teorik açıklamalar yerine hepimizin çok yakından tanıdığı kendimizi kullanıp bu sorulara cevap bulmaya çalışacağım.
Markayı yaratan değerler gibi bizleri de yaratan değerler sözkonusu. Örneğin, kendinizi ele alın. Güvenilir olmanız, katıldığınız ortamlara değer katmanız, inançlarınız, çevreye olan duyarlılığınız, çalışkanlığınız gibi birçok değer sizi tanıyanların gözünde sizi marka yapan değerler. Yani sizi Bülent, Emrah, Aslı, Banu, Emre, Zeynep yapan değerler.
Düşünsenize yukarıda saydığımız değerlere sahip bir bireyin marka değerini. Herkes…

Eksi puan verArtı puan ver
+35 puan
37 oy
Loading ... Loading ...

Share2002-2007 yılları arasında dünyada riskli yatırımcılar için “kusursuz kombinasyon” olarak nitelendirebileceğimiz “yüksek büyüme, düşük mal/hizmet fiyatları enflasyonu, yüksek varlık fiyatları enflasyonu (örnek hisse-petrol)” bir arada yaşanmıştı.
Bu döneme “lale devri” yakıştırmasını yapmıştık.
Döneme “carry trade” denen strateji damgasını vurdu. Carry trade düşük faizli para cinsinden borçlanıp yüksek faizli para cinsinden varlıklara yatırım yapmak anlamına geliyor.
Japon yeni bu dönemde “dünyanın ucuz fonlama kaynağı” oldu. Çünkü 1990larda ardı ardına patlayan hisse & arsa balonları ve başarısız para politikası uygulamaları Japonya’yı sıfır faiz politikasına (ZIRP) mahkum etmişti.
Japon Merkez Bankası’nın belirlediği hedef faiz yüzde 0 olunca, piyasalardan yüzde 1 gibi “komik düzeyde düşük” faizlerle borçlanmak mümkün oldu yıllarca..
Japon Yeni ile yüzde 1′den borçlanıp bu fonları TL bonolarına yüzde 18 faizle (o zaman yüzde 18…

Eksi puan verArtı puan ver
+11 puan
14 oy
Loading ... Loading ...

ShareBu başlığı okuyanların ne anladıklarını çok merak ediyorum. Eğer başlığı okudunuz ve ?girişimci olun? anladıysanız yanlış anlamışsınız. Yaklaşık 10 yıldır girişimciyim bir ondan önce bir on yıl kadar da profesyonel olarak çalıştım. İş ve çalışma konusunda yaptığım sohbetlerin çoğunda laf bir yerde geliyor. ?Tabi insanın kendi işi olunca ?..? şeklinde devam ediyor. Ben de yılmadan aynı yanıtı veriyorum. Yokki ikisi arasında bir fark. Ne çalışma saatleriniz değişiyor , ne de iş kuralları. Eğer kendi işinizi yapanlardansanız. On yıldır girişimciyim ve hiç gece ofiste olmadım. Oysa 15 yıl kadar önce bordrosunda olduğum şirket için bir gece ofisten ayrılırken sabah 04:30?da asansörde kalmıştım. Bence mesele de burada. Yaptığım işi, yönettiğim ekibi şirket hisseleri benim adıma olursa farklı yapar, başkasının adına farklı yaparsam bir hata var. Kendi…

Eksi puan verArtı puan ver
+47 puan
49 oy
Loading ... Loading ...

ShareBir kere üniversite hayatı başladı mı şirketlerle ve onların İK çalışanlarıyla tanışma zamanı da gelmiş demektir. Daha üniversitenin ilk sınıfından itibaren bir gelecek kaygısı başlar ve nerede staj yapsam sorusuyla kendimizi bir mülakatın ortasında buluruz.
Ben de ilk kez, üniversite ikinci sınıftayken okulumuzun Kariyer Günleri?nde, hangi şirketten olduğunu bile hatırlamadığım bir İK yöneticisinin karşısında bulmuştum kendimi. Herkes bir şeyler yapıyor bari ben de en azından bir yerle görüşeyim duygusuyla oturmuştum o masaya ama sonradan da bin pişman olmuştum. Karşımdaki kişi mezun olduktan sonra ne yapmayı düşündüğümü sordu. Ben de büyük bir şaşkınlık ve kafa karışıklığı içinde tam da emin olmadan aslında, üniversitede kalmayı düşündüğümü söyledim. O anı hiç unutamıyorum. Kadıncağız gülümsedi ve sonra birkaç soru daha sordu. Ama belliydi ki benim için görüşme aslında orada bitmişti.…

Eksi puan verArtı puan ver
+13 puan
21 oy
Loading ... Loading ...

ShareTam da yeni yazımı yazmak üzere hazırdım. İlk olarak size giyilebilir mobil telefonlardan bahsedecektim. İş ortağım odama girdi ve bana ?camdan bak? dedi. Bir teknoloji perakendecisi yeni promosyonunu duyurmak için develerin üzerine ilanlar koymuş İstanbul?un en işlek caddelerinden birinde dolaştırıyor. Tabi ben de laf bitti. Şimdi nasıl olacak da mobil telefon, projektör, gelişmiş bir arama motoru vs içeren bu cihazı anlatabileceğim! Denemekte fayda var. Bu harika cihaz ile klavye derdiniz yok. Yazı yazmak gerektiğinde (sms, e-posta veya metin) projektör istediğiniz yere klavyeyi yansıtıyor ve bir bilgisayar klavyesinde yazar gibi süratle ve kolaylıkla yazıyorsunuz, birisi ile mi tanıştınız mobil cihazınız hemen elini sıktığınız kişi ile google?da aramalar yapıyor ve yansıtıyor. Yani bu tanıştığınız kişi perde niyetine kullanıldığından haberdar değil. Evinizde tükettiğiniz ürünleri cihazın barkod okuyucusundan…

Eksi puan verArtı puan ver
+36 puan
39 oy
Loading ... Loading ...

ShareYaz süresince üniversite öğrencileri için yapılan bir projede büyük keyif alarak eğitmen olarak çalıştım. Bu projede, aslında daha çok öğrenen taraf ben oldum.. Özellikle de, gençlerin neyi beğendiklerini anlamaya çalışmak, gelecekte hangi şirketlerin ayakta kalacağını ve değerlenmeyi sürdüreceklerini anlamak açısından çok önemliydi.
Dedim ya.. Onlar eğitim aldı ama ben onlardan daha çok öğrendim..
En dikkatimi çeken ise en beğendiğiniz markalar sorusuna verilen yanıttı. Böyle büyük bir oy birliği herhangi başka hiçbir konuda yaşanmaz. Apple ve Google kalplere taht kurmuş.
Fortune Dergisi tarafından her yıl düzenlenen dünyanın en beğenilen markaları ?The Most Admired Companies? araştırmasında Apple?ın birinci sırada, Google?ın ise dördüncü sırada yer almasına hiç şaşmamak gerek.
Apple, kullanıcısı ile duygusal bir bağ kurmayı, kullanıcı sadakatini artırmayı ve müşterisinin ihtiyaçlarına göre kendini yenilemeyi bilen bir marka. Ipod,…

Eksi puan verArtı puan ver
+31 puan
32 oy
Loading ... Loading ...

ShareAslında günümüz tüketicisinin promosyonlara karşı giderek duyarsızlaşmasının ana sebebi perakende sektöründe çalışan bizleriz. Son zamanlarda o kadar çok promosyon ve fiyat indirimi uygulanıyor ki şirketler bir süre sonra promosyonla farklılaşamıyorlar, tüketiciler ise promosyonsuz bir ürün almaz hale geliyorlar. Amerika?nın önde gelen Direct Marketing ajansı Zipatoni?nin CEO?su Jim Holbrook?un da söylediği gibi ?…Aşırı promosyon, aşırı ilaç kullanmak gibidir. Bir süre sonra etkisiz hale gelmeye başlar, ama yine de bırakamazsınız…?. Romanya?da dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden biri tarafından yapılan bir perakende araştırmasında, tüketicilerin mağaza seçimlerini yaparken sırasıyla en çok ekteki kriterlere önem verdiği gözlenmiştir.

1. Kaliteyi uygun fiyata satın alabilmek
2. Geniş ve bol çeşitli bir ürün portföyü
3. Tüm istenen şeylerin bir mağaza çatısı altında toplanması
4. Çekici ve ilgi uyandıran promosyonlar

?Düşük/Ucuz Fiyatlar? ise…

Eksi puan verArtı puan ver
+37 puan
38 oy
Loading ... Loading ...

ShareUlus markaları konusunda uzman, Simon Anholt?ın “Global Ulus-Marka Endeksi”nde Türkiye?nin 40 ülke arasında 34. sırada olduğunu üzülerek okumuştum.
Anholt, bu araştırmada insanların, ülkeler hakkındaki algılarını sorguluyor. O ülkenin kültürü, siyaseti, ticari, markaları, turizmi hatta sıradan insanları hakkında ne düşündüklerini araştırıyor.
Marka endeksinde tepesinde 20 trilyon dolar marka değeri ile ABD; Japonya 9 trilyon dolar ile ikinci sırada?
Türkiye’nin marka değeri ise yalnızca 306 milyar dolar.
Burada dikkat çeken önemli bir husus ise ülkelerin ekonomik performanslarıyla ulusal markaların direkt bir bağlantısı olmadığı.
Ancak, ulusal markaların değerlerini ülkelerin liderleri, ülkenin insanları birebir etkiliyor. Örneğin, Mandela Güney Afrika?nın şöhretini iyileştiriyor.. Amerika?nın marka değeri ile liderleri arasında da direkt bir ilişki var.
Bir ülke kendini ne kadar iyi tanıtırsa, ne kadar kendini anlatma fırsatı bulursa marka değerini de o…

Eksi puan verArtı puan ver
+18 puan
18 oy
Loading ... Loading ...

ShareBen bu yazımda pazarlama çabalarından yeni ve etkili bir örnek olarak öne çıkan experiential marketing (deneyimsel pazarlama) ve bunun market içi uygulaması olan retailtainment (perakendEğlence) konusunu ele alacağım.
Deneyimsel Pazarlama; pazarlama yapmak için ürünün faydalarından ziyade müşterinin deneyimlerinden yararlanmayı esas alan yeni ve etkili bir anlayıştır. Bu yöntemin başarılı olmasının özünde tüketicilerin artık alışveriş tercihlerini daha önce edindikleri deneyimler doğrultusunda yapma eğilimleri var.
Deneyimsel Pazarlama?nın amacı tüketicilerle kişisel ve hatırlanabilir bir yolla ilişki kurma, onların bu ilişkiye katılımını sağlama ve böylece tüketicilerle markalar arasında duygusal bağlar yaratmak. Temel fayda olarak görünenler ise:
1.İşlevsel yararlardan çok tüketicilerin tercihlerini belirlemede daha önemli rol oynayan deneyimlerden elde edilir. Satın almaya yönlendirir.
2.Deneyimler tüketicilere daha yüksek tatmin seviyeleri sunmaktadır
3.Katılım ve etkileşim sağladığından tüketicilere daha anlamlı ve…