Eksi puan verArtı puan ver
(henüz oy yok)
Loading ... Loading ...

Geçenlerde Internet?te gezinirken Danimarka?da Ocak 2004 yılında kaleme alınmış bir makale ile karşılaştım. ?Answer the question? başlıklı makale Nijeryalı gazeteci George Wondoo? imzasını taşıyordu. Makalenin ana teması gazeteci ile şirket sözcüleri arasındaki ilişkiydi. Bunu bir alışverişe benzeten yazar, bu alışverişin ?media training? ihtiyacını yarattığını söylüyor.
Yazara göre ?media training? kişilere, karşılaşabilecekleri sorular, bir mülakat sırasında yaşayabilecekleri her aşama üzerine kapsamlı bir çalışma sunarken, temel amaç sözcünün söylemek istediklerinin dışında bir şey söylememesini sağlamaktır yoksa soruların gerçek cevaplarını değil. Dolayısıyla birçok örnekte röportajların bir halkla ilişkiler klasiğine döndüğü, gerçeklerin sorgulanması, yeni bilgilerin ortaya çıkması yerine bir tür vaaza, monoloğa dönüştüğü görülmektedir.
Bu makaleyi okurken insanın aklına ister istemez bazı sorular takılıyor. Sözcülerin, röportajlarda gazetecinin karşısına oturanların amacı sorulara gerçek cevapları vermemek midir?…

8 Temmuz 2009 |
Yazar: Ege Ertem
Eksi puan verArtı puan ver
(henüz oy yok)
Loading ... Loading ...

Dünyada bugün çok zorlayıcı değişim rüzgarları esiyor. Kimileri türbülans diyor buna kimileri dünyayı yeniden biçimlendiren bir kasırga. Özellikle dünyayı şekillendiren güçlerdeki yönetim değişikliklerine ve ek olarak tarihin en geniş etkili durgunluk krizine bakınca, bunu bir kasırga olarak nitelemek yanlış olmaz. Ancak bu nitelemeyi tamamlamak için rakamlara da bakmamız gerekir. Gelin bu yazıda beraberce hem Türkiye hem de dünya genelinin şu andaki yaşam biçimlerini rakamlarla değerlendirelim.
Önce yönetimler. 2009, seçimlerle dolu bir yıl. Her ne kadar ABD BaÅŸkanlık seçimleri Kasım 2008?de yapıldıysa da ?büyük bir zihniyet deÄŸiÅŸiminin mimarı? olacağı öngörülen Obama, bayrağı bu yılın Ocak sonunda devraldı ve görünen o ki farkını göstermeye kararlı. Tabii öncelikle çözmesi gereken devasa bir ekonomik resesyon sorunu olduÄŸu için başı oldukça kalabalık. Bu sene seçim yapacak…

Eksi puan verArtı puan ver
(henüz oy yok)
Loading ... Loading ...

Karanlık bir yolda ilerliyorum. İleride parlak bir ışık var. Yaklaşıyorum. Adım adım ilerliyorum. Işık gittikçe belirginleşiyor. Karanlığın ortasında büyük bir ateşin alevlerini görüyorum. İnsanlar var. Hareket halindeler. Dumanlar çıkıyor. Büyük bir fabrika? Kocaman camlarından içerideki kazanın ateşi yansıyor. Çalışanlar el arabalarıyla sürekli bir şeyler taşıyor. Sanırım kağıt taşıyorlar. Evet, evet. Kağıtlar? Tıka basa kağıt dolu çuvallar el arabalarında taşınıp, kazanın içine boşaltılıyor. Biraz daha yaklaştığımda fabrikanın tabelasını görüyorum ?Çöpe Giden Sunumlar İmha Ünitesi?.
Kamyonlar yanaşıyor. Binlerce sayfayı kapının önüne yığıyorlar. Kağıtları zar zor seçebiliyorum. Üzerlerinde grafikler, resimler, kocaman başlıklar var. O anda çalışanlardan biri beni fark ediyor. ?Hey kim var orda?? Bir anda herkes bana bakıyor. Koşmaya başlıyorlar, kaçıyorum. Koşuyorum, daha hızlı, daha hızlı?
Cep telefonum sabah olduÄŸunu bağırıyor. Hızla…

Eksi puan verArtı puan ver
(henüz oy yok)
Loading ... Loading ...

?Bence aslolan, hangi şekilde olursa olsun, insanın, olabildiğince, kendisini kendi olarak hissedebileceği bir hayatı sürdürmeyi gerçekleştirebilmesi. Bir yandan da hayatın bir süreç olduğunu, kendimizi her an kendimiz olarak hissetmemizin mümkün olamayacağını, hayatın inişleri ve çıkışları olduğunu kabul ederek.? HAYAT, Engin Geçtan, s:80
Krizin etkisini yeni yeni hissettirmeye baÅŸladığı günlerde izlediÄŸim bir haber programı, kriz nedeniyle iÅŸin ayrılmak zorunda kalmış bir İnsan Kaynakları Yöneticisi?nin garson olarak çalışmaya baÅŸlamasıyla ilgiliydi. Bahsedilen kiÅŸinin yorumları ilginçti: ?bu dönemde kendi alanımda istediÄŸim pozisyonda iÅŸ bulmam neredeyse imkansızdı. Bir süre ÅŸansımı denedim fakat olmayacağını anlayınca para kazanmam için ne yapabilirim diye düşündüm. Karşıma bu iÅŸ çıktı. Sonuçta hayatımı sürdürmek için çalışmam gerekiyor. Önemli olan da bu. Durum farklılaşınca tekrar kendi alanıma dönebilirim.? DuruÅŸu, kendini ifade ediÅŸi, yaptığı…

Eksi puan verArtı puan ver
+1 puan
1 oy
Loading ... Loading ...

DEĞİŞİK
Başka türlü bir şey benim istediğim,
Ne aÄŸaca benzer ne de buluta benzer;
Burası gibi değil gideceğim memleket,
Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava;
Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız
Rengi başka, tadı başka.

Can yücel

Hayattan ne istediÄŸimizi biliyor muyuz? Tanımlayabiliyor muyuz hedeflerimizi, ya da hedeflerimizi anlatmak için kurduÄŸumuz cümleler bir niyetten öteye gidemiyor mu? Tıpkı ÅŸunlar gibi: “kendim için iyi bir gelecek istiyorum”; “mutlu olacağım bir iÅŸ istiyorum”, “iyi para kazanmak istiyorum” , “güzel bir evde yaÅŸamak istiyorum”…. Genelde isteklerimize ve gelecek hedeflerimize yönelik cümleleri bu kadar belirsiz ve saf niyetleri aÅŸmayacak tarzda kuruyoruz. Aslında galiba tam olarak ne istediÄŸimizi de bilmiyoruz. Tıpkı Can Yücel‘in güzelim ÅŸiirinde olduÄŸu gibi ne istediÄŸimizden çok ne istemediÄŸimizi düşünmek ve tarif etmek daha kolayımıza geliyor.
Peki ne…

Eksi puan verArtı puan ver
(henüz oy yok)
Loading ... Loading ...

Son yıllarda, çocukluÄŸumuzdaki sevimli “Tatlı Cadı” dizisine benzeyen sihir içerikli dizilerin televizyon kanallarında oldukça yaygın bir ÅŸekilde, farklı versiyonlarda olan bölümlerini izliyoruz. ÇocukluÄŸumdan büyük bir keyifle izlediÄŸimi hatırladığım Tatlı Cadı’nın benzeri dizilerle televizyon ekranında ilk karşılaÅŸtığımda nostaljik bir keyif yaÅŸamıştım ve çocuklarımla birlikte izlemekte hiçbir sakınca görmemiÅŸtim. Gerçekten de son derece keyifli sahnelerin yer aldığı ve bir süreliÄŸine de olsa gerçek dünyadan insanı çekip çıkartan bu dizilerin güzel vakit geçirttiÄŸini düşünmüştüm.
Birkaç bölümden sonra bu dizilerdeki mutlak iyiler ve mutlak kötüler beni rahatsız etmeye başladı. Kızlarımın bu dizileri bu kadar yoğun izlemesinin ne kadar doğru olup olmadığını sorgulamaya başladım. Daha sonra bu tür dizilerdeki kadın ve erkek kimlikleri de beni rahatsız etmeye başladı. Hele hele BEZ BEBEK

Eksi puan verArtı puan ver
(henüz oy yok)
Loading ... Loading ...

2009′un geliÅŸiyle birlikte gelecek planlarımızı tekrar ve daha fazla düşünmeye baÅŸladık. Yeni seneyle birlikte gerçekleÅŸtirmek istediklerimizi belki zihnimizden geçiriyoruz, belki bir yerlere yazıyoruz, belki de dostlarımızla paylaşıyoruz. Her ne ÅŸekilde olursa olsun yeni senenin hayatımızda deÄŸiÅŸiklikler yaratmasını umuyor ve bekliyoruz.
Günümüzde kiÅŸiler artık tıpkı kuruluÅŸların yaptığı gibi kiÅŸisel vizyonlarını ve hedeflerini oluÅŸturmaları gerektiÄŸinin bilincindeler genellikle. Kısa ve uzun dönemli hedeflerini belirleyip rotalarını bu hedeflere göre çizebilmek için gayret ediyorlar. GeniÅŸ anlamıyla bu yaklaşıma “Gelecek Tasarımı” diyebiliriz.

22 Mart 2009 |
Yazar: Emrah Kaya
Eksi puan verArtı puan ver
+2 puan
2 oy
Loading ... Loading ...

Gündemimizde yerel seçimler var. Türkiye?nin nüfusunun ne kadar önemli bir kısmını genç seçmenler oluşturuyor biliyoruz. Rejim tartışmaları, o partinin, bu partinin, şu partinin politikaları ve bunun ülkemize verdiği zararlar gibi birçok gündem maddemiz var.
Türkiye?de her kime sorarsanız sorun size saatlerce kendi doğrularını anlatabilir bu dönemde. Sebebi ise saatlerce yapılan tartışmalar ve sohbetlerin bizde yarattığı beyin jimnastiği etkisi. Her bakış açısından haklı olunan durumlar var. Neredeyse hiç kimse tek başına olayı her yönüyle doğru düşündüğünü savun- muyor. Farklı sebeplerle daha doğru buluyor bazı siyasetçileri veya partilerini ama aslında birçok yanlışlarını gözardı ediyor. Bir diğer segment ise tüm negatiferi sıralayıp sadece kötülemeyi ve yapılan en ufak doğru işi bile silip atmayı seçiyor.
Machiavelism felsefesine göre, baÅŸarıya giden yolda her türlü adımı atmak…