1 Şubat 2010 |
Yazar: admin
Eksi puan verArtı puan ver
+69 puan
74 oy
Loading ... Loading ...

Özellikle okul sonrası ilk iş tecrübeleri, hayatınızın kalan kısmında ne yapacağınız ve nerede olacağınızla birebir ilintilidir. Türkiye’de ki işletmelerin yüzde 99.8′ini KOBİ’lerin oluşturduğu göz önüne alınırsa, ilk girdiğiniz işyerlerinin şirket sahibi tarafından yönetilen bu küçük ya da orta boy işletme olması da çok olası. Burada edineceğiniz iş yaşamı kültürü, geleceğinizide önemli ölçüde şekillendirecektir. Bu nedenle, evet denemeden göremeyeceksiniz belki, ama patronunuzu doğru seçin. Patronunuz size aşağıdaki kriterde sorun çıkarıyorsa, yol yakınken dönmenizi tavsiye ederim.

DUYGUSALLIK ve PROFESYONELLİK

Bazı patronlar duygusaldır. Bunlar karar ve yargılarını duygularına göre verdikleri için iş hayatında olması gereken küsme, kafayı takma, kinlenme gibi geçici olması gereken duyguları uzatırlar ve yoğunlaştırırlar. Böyle patronlara denk gelirseniz, parayı ve kariyeri düşünmeden ayrılın. Taviz  vermeyen bir yapınız varsa,önünüz şimdi olmasa bile sonra tıkanacaktır.

ACELECİLİK

Bazı patronlarda acelecilik hastalığı var. Oyuna gelmeyin. Her işe harcanması gereken belli bir mesai vardır. Bir saatlik işi yarım saatte teslim etmeye kalkarsanız, işinizin kalitesi düşer ve emin olun, kalitesi düşen işin tek sorumlusu yine siz olursunuz.  Hani bazı ürünler vardır, pahalıdır ama değer ya o fazla paraya… Aynı şekilde sizin işinizin de zaman ile ödenen bir bedeli olmalı. Herkesin 1 saatte teslim ettiği işi 2 saatte teslim edin ama o kadar iyi edin ki, kimsenin kalitesine söylecek sözü olmasın.

MORAL KIRBACI

Sevimsiz patron taktiklerinde biri de, aslında sizden kaynaklanmayan sorunları,sanki sorumlusu sizmişsiniz gibi lanse ederek moralinizi bozmaktır. Birçok patron bunu stratejik bir şekilde yapar. Yüzünüze karşı başarısız olduğunuz söylenmez, sorunlar ve çözümler doğrudan konuşulmaz ama belli zamanlarda belli şekillerde söylenen sözler, yapılan imalar, size başarısız olduğunuz hissini verir. Kendinizi sorumlu hissedip moraliniz bozulduğunda kendinizi bir anda hakkınızı arayamaz, zam isteyemez, her şeye boyun eğen bir noktada bulabilirsiniz.

AŞIRI YÜKLEME

Patronunuz üzerinize iş üstüne iş yükleyip sonra gece geç saatlere kadar çalışmanızı “normal karşılıyorsa” hemen söyleyim, yanlış yerdesiniz.  Zaman zaman, örneğin kampanya dönemleri, envanter sayımları, yeni mal partilerinin girişleri gibi zamanlarda sabahlanır bile. Ama sık sık bu başınıza geliyor ve dediğim gibi “normal” karşılanıyorsa, gelecekte de bu şirkette sırtınıza semer vuran çok olur.  İşe yeni girmiş olmanız, tecrübenizin az olması gibi faktörlerin hiçbiri bu tertipçi  yaklkaşımın mazereti olamaz.

Tabi bu tavsiyelerimin hiçbiri istisnaları kapsamıyor. Öyle bir işe girersiniz ki, geç saatlere kadar seve seve çalışırsınız. Bilirsiniz ki harcadığınız zaman size bir şeyler katıyor. Sanki iş çıkışı bir kursa gidiyor gibi, kendi şirketinizde öğrencisiniz. Şuna bakın: Tercih hakkı sizde mi? “Evet’se devam, “Hayır’sa tamam…

1 Yorum
  1. selim
    27 Şub 2010 16:32

    Konuyu çok güzel anlatan bir yazı olmuş.

Yorum Yapın